7151672

Psycho: Senin Anan Güzel Mi?

1960 yapımı korku/gerilim türünde film.

Yönetmen: Alfred Hitchcock

Tutkulu bir sinemasever olmanız şart değil, yalnızca ara sıra eli sinemaya uzanan bir meraklı olsanız da birden fazla Hitchcock filmi izlemişsinizdir. Gerilimin efendisi, Hitchcock, bu yazıda, en çok bilinen filmi Psycho’yla parmaklarımın ucunda.

Film, başarılı bir kitap uyarlaması. Ancak tuhaf bir yanı da var bu meselenin. Zira yönetmen, kitabın film haklarını satın alırken, yazar Robert Bloch’a, ismini vermekten kaçınmıştır. Nedendir bilinmez. Bu çok önemli bir detay değil. Zira bu filmin başarısının yalnızca hikayeden kaynaklanmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Hitchcock sihrini çektiğinde, filmden geriye pek bir şey kalmıyor maalesef. Biraz cüretkar oldu belki ama bunu size ispatlayabilirim. Film, 1998 yılında, Gus Vant Sant tarafından yeniden çekildi. Fakat başarılı bir iş ortaya çıkarılamadı. Eleştirmenler, filmin çekilmiş en kötü filmlerden olduğunu söylediler. İyi bir hikayenin filmi, film yapmaya yetmiyor oluşu maalesef çok açık.

Film, patronunun 40.000 dolarını çalan Marion’un, bu parayla sevgilisinin yanına gitmeye çalışırken, mecburen konakladığı bir otelde öldürülmesinin ardından, aydınlatılmaya çalışılan gizemli bir olayı konu alıyor. Filmin iki farklı hikayeyi ve iki ana karakteri cinayetle birbirine bağladığı nokta sinema tarihinde bir ilk olma özelliği taşır.

Ana karakterin filmin henüz 40. Dakikasında ölmüş olması ve seyircinin yoluna bir başka ana karakterle devam ediyor oluşu eşi benzeri görülmemiş bir durumdur.

Kitapta hikayenin ana karakteri Norman, kilolu ve çirkin bir görünümde tasvir edilmişken, filmin yönetmeni bu karakterin genç ve yakışıklı olmasını uygun görür. Sahiden, bu kadar genç ve yakışıklı bir adamın, müşterisini röntgenliyor oluşu, seyircinin kafasındaki sapkın erkek prototipinin dışına çıkarak, durumun bir aşk hikayesine dönebileceği izlenimini verir. Merakı canlı tutan unsurlardan biri Norman Bates’in çekici görünümü, ve bu görünüme aykırı davranışlar sergileyebiliyor oluşuyla akıllarda yaratılmış ikiliktir.

Psycho, dilimize tam karşılığı olan “Sapık” şeklinde çevrilmiş olsa da, filmdeki detaylarla anlamlandırıldığında “psychoanalysis” kelimesinin kısaltması olarak kullanılmış olabilir.

Şüphesiz bir evlat için bedenini ve yetilerini dünyaya hazırlamasına vesile olan anne, ruhunun bir yerlerinde ömür boyu kalmaya, kimsenin anlam veremediği bir yakınlıkta onunla solumaya devam eder. Norman, oldukça sert ve kuralcı bir annenin, muhtemelen yalnız büyütmüş olduğu biricik evladıdır. Annesinin ruhunda etkisi öyle şiddetlidir ki, Norman, ölümünden sonra da annesini içinden söküp atamamış ve onunla yaşamaya devam etmiştir.

Hitchcock, filmin çekimlerine başlarken, tüm ekipten filme ilişkin tüm bilgileri saklayacaklarına ilişkin yemin etmelerini istemiştir. Ayrıca, çekimler başlayana dek, hiç kimseye filmin son sahnesinden bahsetmemiştir.

Filmin akışını, filmi anlamak ve doğru etkiyi ele edebilmek açısından oldukça kıymetli bulan yönetmen, filmin gösterildiği her salona kendi fotoğrafının bulunduğu bir uyarı yazısı astırmıştır. Hitchcock’u fotoğrafta saatini işaret ederken görürüz. Filme başlangıç saatinden sonra, dünya üzerinde kıymetli görülen insanlar dahil olmak üzere, kimsenin alınmayacağını belirten yönetmen, filmin başlangıç saatlerini seyirciyi mağdur etmemek üzere uyarıya eklemiştir.

Filmin başlangıcındaki giyinme sahnesinde, Marion’un iç çamaşırları beyazken, patronunun parasını çaldıktan sonraki benzer bir sahnede kadının siyah iç çamaşırları olduğunu görüyoruz. Yönetmen beyaz çamaşırlarla kadını, günahsız bir melek gibi göstermek, ardından suça bulaşmış olduğu için siyahlara bürümeyi uygun görmüştür. Benzer bir durum kullandığı çantanın rengi için de geçerlidir.

Yönetmen kamerada daha iyi göründüğü için filmde kan yerine Hershey’s çilek şurubu kullanmış. Öte yandan, hem filmin bütçesini daha düşük tutmak için hem de renkli olması halinde, vahşet sahnelerinin seyirciyi fazlaca rahatsız edeceği öngörüsüyle, film siyah beyaz olarak hazırlanmış. Yönetmen kötü siyah beyaz filmler gişede önemli bir başarı sergilerken, gerçekten iyi bir siyah beyaz filmin yaratacağı etkiyi de görmek istemiş.

Hitchcock’un filmi siyah beyaz olarak çekmesinin nedenlerinden biri de, Şeytan Ruhlu İnsanlar filminden çok etkilenmiş olması. Hitchcock filmden önce, o romanın da film haklarını satın almak istemiş ancak, yönetmen Henry Jones kendisinden önce davranmış.

Filmin siyah beyaz olarak hazırlanmış olması, filme gösterilen ilgiyi arttırmış olmalı. Zira siyah beyaz görüntüler, daha fazla tedirgin edici olmasının yanında, bir o kadar da merak uyandırıcı. Psycho, yönetmenin son siyah beyaz filmi.

Duş sahnesinde, Marion’un karnına gerçekten bıçak girdiğini göstermek için, hızlı bir ters çekim yapılmış. Filmin gösteriminin üzerinden yıllar geçmiş olsa bile, Psycho dendiğinde akla öncelikle bu duş sahnesi geliyor. Yönetmen, henüz çekim yapmamışken, bu sahnenin öneminin farkındaydı ancak, sahneyi sessiz tamamen sessiz çekmeyi düşünüyordu. Bernard Herman müziği sahneye oturttuktan sonra fikri tamamıyla değişen yönetmen, bıçaklama sahnelerinde, bıçağın insan etini delerken çıkardığı ses için, kavun bıçaklandığında ortaya çıkan sesi kullandı. Yönetmen, Bernard Herman’ın müziğinden bir hayli memnun kalmış. Filmin yarattığı etkinin %33’ünün kullanılan müzikle sağlandığını söylemiştir. Ayrıca filmin müziği AFI’ın Yüzyılın En İyi Film Müzikleri listesinde, dördüncü sıradadır. Bu sahnede yetmiş farklı kamera açısı kullanıldı. 45 saniyelik çekimde 78 ayrı parça kullanıldı.

Filmin çekimleri, ressam Edward Hopper’ın House By The Railroad adlı tablosundan esinlenilerek oluşturulmuş bir evde gerçekleştirildi.

Hitchock, aslında bu filmden çok da memnun kalmadı. Gişede onu hayal kırıklığına uğratacağını düşünüyordu. Hatta yönetmen, filmi düzenleyip televizyon şovunda kullanmanın daha doğru olacağını bile düşündü. Ancak, filmin sır gibi saklanıyor oluşunun insanlarda yarattığı merak Psycho’nun, gişede en fazla başarı gösteren Hitchcock filmi olmasına sebep oldu.

Filmin gösterimi sonrasında, Hitchcock göz doktorlarından çok sayıda mektup almış. Mektuplar, Marion’un ölümünden sonra göz bebeklerinin küçük olması ve gözlerindeki kasılmaların devam ediyor olmasıyla ilgiliymiş. Doktorlar Belladonna adlı göz damlasını kullanırsa, gerçek bir ölü göz etkisi alabileceğini söylemişler. Bu bilgi, yönetmen için dönüm noktası olmuş ve bundan sonraki filmlerinde hep o damlayı kullanmış.

Duş sahnesinde kullanılan müzik, Bernard Herman tarafından, kemancıların aynı notası tekrar tekrar çalmasından esinlenilerek bestelenmiş.

Hitchcock, çektiği her filmde kendisi de kısa bir süre görünmeyi sever. Bu filmde, filmin etkisini oldukça önemsediğinden, seyircinin beyaz perdede kendisini görmeyi beklemesini, buna odaklanıyor olmasını istemediğinden, filmin henüz ilk sahnelerinde görünmüş ve seyirciyi filmle baş başa bırakmıştır.

Marion’un 1960’ta çaldığı 40.000 dolar, bugünün standartlarında, 315.000 dolar kadardır.

Janet Late, filmin tamamlanmasının ardından, canlandırdığı karakterle ilgili taciz mektupları almaya başlamış. Durum ciddiyetini arttırdığında, polisten yardım istemiş.

İzleyenleri de röntgenci gibi hissettirmek için Hitchcock, 35 mm’lik kamerasına 50 mm’lik lens kullanmıştır. 50 mm’lik lens insanın görüşüne en yakın objektiftir.

Hitchcock’un da Norman Bates’in annesi gibi dominant bir annesi vardı. Annesiyle sorunlu bir ilişki sürdüren yönetmen, romandan bu sebeple etkilenmiş ve beyaz perdeye taşımış olabilir. Öte yandan, filmin senaristi, Joseph Stephano, filmi hazırlarken kendi annesiyle ilgili yaşadığı problemler sebebiyle terapi görüyordu.

Filmin 1960’taki resmi fragmanı 6 dakika 30 saniye kadar sürüyor. Sır gibi saklanan bir filmi tanıtmak için, bir hayli uzun bir tanıtım olmamasının yanında bugünkü fragman süreleriyle kıyasladığımızda da pek alışık olmadığımız bir uzunlukta.

“Bir erkeğin, en iyi arkadaşı annesidir.” repliği, Amerikan Film Enstitüsü tarafından En İyi 56. Replik seçilmiştir.

Norman Bates, AFI’ın Yüzyıl, Yüz Kahraman Kötü Adam listesinde, ikinci sırada yer almıştır.

2006’da İskoç sanatçı Douglas Gordon filmin 24 saatlik bir slow motion versiyonunu yaratmış ve ismini “24 Hour Psycho” olarak belirlemiştir. Film, New York Modern Sanatlar Müzesi’nde gösterilmiştir.


Tanıtılan Yazılar
Son Paylaşımlar
Arşiv
YAZILAR
Bizi Takip Edin
  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Google+ Social Icon
  • YouTube Social  Icon
  • Pinterest Social Icon
  • Instagram Social Icon

2017 By Zeynep CAN

zxcvb