7151672
 

Nosferatu: Sana Seni Anlatamam İsyan Edersin

1922 yılında çekilmiş bir Alman filmi.

Asıl adı, Nosferatu: Bir Dehşet Senfonisi.

Yönetmen, F.N Murnau.

Genel bilgileri verdikten sonra, bu önemli filmin en ikircikli kısmına, hikayesine gelelim. Film Bram Stoker’ın Dracula kitabından uyarlanmış. Kitap 1897 yılında ilk baskısını yapmış ve dönem edebiyatına damga vurmuş.

Jonathan Harker, Kont Drakula’nın evine, kontun satın aldığı evin, evrak işleri için gitmelidir. Aşık olduğu kadını ardında bırakır ve yola koyulur. Yol boyu insanlar ona çok iyi davranır ve onun için endişelenirler. Neticede Kont’un evine varan Harker, Kont’un hiç yemek yemediğini, aynada yansımasının olmadığını ve gündüzleri ortalarda görünmediğini fark ettiği Kont’u bir gün kan içmiş ve doyuma ulaşmış halde bulur, şatodan kaçma planları yapar.

Harker’ın nişanlısının yakın arkadaşı Lucy hastalanmıştır, bir vampir tarafından ısırıldığı fark edilir.

Harker’ı hastaneye kaldırılmış halde bulan nişanlısı, elinde sadece günlüğünü bulur. Onu iyileştirmeye çalışırlar. Van Helsing’ten yardım isterler ve artık tek gayeleri Drakula’yı bulup kalbine kazığı çakmaktır.

Kitabın konusuna ve Drakula’nın öyküsüne zaten oldukça aşinayız. Yazarın başarısının esas sebebi, Drakula’nın şatosuna giden yolculukta Harker’ın karşılaştığı insanları, ırksal ve kültürel farklılıklarının üzerine basa basa dönemin şartlarında oldukça iyi analiz etmiş olmasıdır. Yazar bölgenin insanını, kılığı kıyafeti, hali tavrıyla, hatta diğer etnik kökenlere bakış açısıyla sizlere sunuyor.

Ciddi bir araştırma ve hayat deneyimi ürünü olduğunu düşündüğüm tasvirlerin, okurken gerçekliğine ilişkin şüpheye düşeceğinizi düşünmüyorum.

Kitap günlüklerden oluşuyor. Bu da size karakterlerin kendi bakış açılarından değerlendirme yapma imkanı sunuyor.

Günümüz korku edebiyatında hala önemli bir eserdir Drakula. İlk vampir kitabı olmasının yanında, ilk vampir filmine de ilham olmuştur.

Nosferatu, Alman dışavurumculuğunun baş yapıtlarından sayılır. Korku sinemasının klasiklerindendir. Gelgelelim, kitap izin alınmadan uyarlandığı için gösterimden kaldırılmış, sansüre uğramıştır. İzinle uyarlanmış ilk vampir filmi Drakula 1931’de çekilmiştir. Eser sahipliği önemlidir. Uyarlama için izin alınması elbette gereklidir. Peki ya bu eser yalnızca Bram Stoker’ın hayalgücünden mi ibarettir?

Bugün artık hepimiz biliyoruz. Vampir edebiyatı, Kazıklı Voyvoda olarak bilinen 15. Yy’da yaşamış Eflak Prensi’nin hikayesi üzerine kuruludur. Prens, rakiplerini kazığa oturtmakla başladığı işkenceyi, Osmanlı’ya karşı verdiği mücadelede kendi halkına dahi uygulamıştı. Vergi vermeyi reddettiği dönemde Vlad, kendi halkından yirmi bin kişiyi kazığa oturtarak Osmanlı ordusunu aklını kaçıracak hale getirmiş ve topraklarında egemenliğini, korku üzerinden devam ettirmiştir. Fatih Sultan Mehmed’e başarısız bir suikast girişiminde bulunan Vlad kaçmış, kaçtığı yerlerde de taş üstünde taş bırakmamıştır. Ekinleri, suları zehirler, insanlığa nefretini saçar. Hapishanelerden vebalıları kaçmaya, Türklerin arasına karışmaya teşvik eder.

1976’da kuzeniyle beraber Eflak’a döndüğünde Voyvoda ilan edilir. Aynı yıl 300 askeriyle yeniden Osmanlı ordularına yenilmiştir. Öldürülen Vlad’ın kesik başı İstanbul’a Fatih’in huzuruna getirilir. Onun bir vampir olduğu hikayesi Almanya, Rusya ve Macaristan’a yayılır. Romen halkıysa onu topraklarını korumak için savaşan bir kahraman ilan etmiştir.

Bram Stoker’ın ilham aldığı bu hikaye kitapla ciddi benzerlikler göstermiyor. Lord oldukça ürkütücü ve yalnız bir adam. Hizmetçileri dahi yok, her işini kendisi halletmeye çabalıyor. Onun için hiç kimse adam öldürmüyor. Hatta diyebiliriz ki, filmde rivayete çok daha yakın olabilecek detaylar saklı.

Nosferatu Yunanca Nosophoros kökünden geliyor. Bu kelime “hastalıklı”, “taşıyıcı” anlamına geliyor. Filmde Lord alışkın olduğumuz vampir görünümünün bir hayli dışında. Köpek dişleri değil, ön dişleri uzun ve kambur.

Filmde Kont’un Bremen’e taşındığı sene gerçekten bir veba salgını da olmuştur. Yönetmen bundan etkilenmiş olabilir, ancak ana karakterin adını değiştirmesi kitapla arasında görebileceğimiz en belirgin fark olarak önem taşıyor. Filmde ana karakterin adı Drakula değil Orlok. Belki de yönetmen yarattığı Kont karakterini, Stoker’dan çok daha farklı bir yaratık olarak ele almayı uygun görmüş ve onu yalnızca kan emen insan-fare arası bir yaratık olarak göstermek istemiştir.

Voyvoda’nın vampir olduğu efsanesinin konuşulduğu ülkelerden biri olan Almanya’da uyarlama bir film hazırlanmış olması şaşırtıcı değil ancak İngiltere’ye kadar bu efsanenin yayılıp yayılmadığını bilemiyoruz. Hikayenin geçmiş olduğu bölgeye dair ciddi bir araştırma yapılmış olması ve tasvirlerin bu denli kuvvetli olmasını da İngiliz bir yazar olan Stoker için şaşırtıcı kabul edilebilir.

Yazarın hayatını incelediğimizde, hastalıkla geçmiş bir çocukluk görüyoruz. Kitapta vampir ısırığı sonrası insanın hastalanması ve sonrasında bir vampire dönüşüyor olması durumunu çocukluğuyla bağdaştırmış, belki de bu efsaneyi kendisiyle eş tutmuştur, kim bilir...

Nosferatu, öte yandan müziğe de ilham olmuştur. 1988 yılında kurulmuş, İngiliz ikinci dalga gotik bir rock grubunun adıdır. Aynı zamanda Everyday’in Solitude, Dominance, Tragedy albümündeki parçalardan birisidir. Helstar’ın Nosferatu adında bir albümü vardır. Nosferatu bir bilgisayar oyunu olarak da hazırlanıştır.

Korku sineması için kıymetli gördüğümüz bu film, ilhamını bir kitaptan, bu kitap Osmanlı topraklarından çıkmış bir efsaneden almıştır. Nosferatu, bugünün vampir furyasına ve birçok şarkıya örnek olmuş durumdadır.

Bir Osmanlı Sultanı’nın, Eflak Prensi’yle yaşadığı toplu bir kıyıma vesile olmuş bu hikaye, bugün Hollywood sinemasının gözbebeği olmuş haliyle, ekranlarımızda evimizde. Neyse Türk seyircisi, ne diyelim. Sana seni anlatamam isyan edersin.


Tanıtılan Yazılar
Son Paylaşımlar