7151672

Muhsin Bey: İbrahim Tatlıses de bizi sevecek mi?

Yazan ve Yöneten: Yavuz Turgul

1987 yapımı Türk filmidir. Birçok otoriteye göre Türk Sineması’nın en başarılı filmlerindendir.

Film sisler içindeki Müzeyyen Senar ve orkestrasının performansıyla başlar. Muhsin Bey Türk müziği aşığı bir prodüktördür. Değerlerine oldukça bağlı, ilkeleri doğrultusunda yaşayan namuslu bir adamdır. Bu işi yapıp hala kıt kanaat geçiniyor oluşu, yine bu özellikleriyle ilişkilidir. O sanatçılarına kıymet verir. Asla arabesk şarkılar söylemelerine izin vermez, pavyonlarda çalıştırmaz. Arabeskin müziğin katli olduğunu düşünmektedir. Beyoğlu’nda oturduğu küçücük evin kirasını ödemek bile onu zora sokmaktadır. Yalnız yaşar, hiç evlenmemiş, kimseleri sevememiştir. Sürekli olarak ziyaretine gittiği düşkünler evinde, ömrünün son günlerini geçiren Afitap Hanım’a daha çocukken vurulmuş, onun sesini dinlemek uğruna evden kaçar, filmlerini izlemek söz konusu olduğunda babasından dayak yemeyi göze alırmış. Kimseleri sevemiyor oluşunu ona duyduğu derin aşka yoran Muhsin Bey, ömründe ilk defa kendisini bir hanıma yakın hisseder. Bu durumu Afitap Hanım’a da anlatır. Sevda Hanım’dan bahsederken. Dul bir pavyon şarkıcısı olduğunu söylemeden geçemez. Öyleyse ne diye sevmiştir onu Muhsin Bey? Elbette Afitap Hanım’a benzettiğinden, onun yerine koyup, yine Afitap Hanım’ı düşleyebildiğinden.

Sevda Hanım sahiden dul, sesi bir hayli kötü ancak ünlü bir şarkıcı olmanın hayaliyle yaşayan bir pavyon şarkıcıdır. Sesi o kadar kötüdür ki onu çalıştığı pavyonun sahibi Arap bile istemeye istemeye işe almıştır. Kadının elinin ekmek tutabiliyor olmasında Muhsin’in Arap üzerindeki etkisinin payı vardır. Öyle ki, Muhsin tek bir telefonda koşulsuz şartsız Sevda Hanım’ın orada sahne almasını sağlamıştır. Sevda Hanım konsomasyona çıkmaz. Bacağını açmaz. Arabesk de okumaz. Muhsin Bey’in kurallarına uyar. Oysa kimse ondan böyle bir şey beklememektedir. Küçük bir kızı vardır Sevda Hanım’ın. Kızının babası Almanya’da hapistedir, boşanmışlardır. Kızından bu boşanmayı saklar. Çocuğuna çok fazla şefkat göstermez. Hala ruhu çocuktur onun. Küçük bir bez bebeği vardır. Adı Nazo. Onunla uyur, yalnız uyumaktan korkar. Her zaman birinin himayesinde olmaya ihtiyaç duyar. Ünlü bir şarkıcı olmak uğruna karşısına fırsat çıkmış olsa değerlerinden vazgeçmeye hazırdır. Ancak umudunu Muhsin Bey’e bağlamış, bu hayal onu geri kalanlardan uzak kılmıştır.

Ali Nazik, yardımcısı Osman’ın yazıhane için ayırdıkları altı aylık kirayı kumarda yemesi üzerine, kahvehanede işlerini yürütmeye çabalayan Muhsin Bey’in kapısını, türkücü olmak hayaliyle, Muhsin Bey’in askerlik arkadaşının yeğeni olduğunu iddia ederek çalar. Film boyunca bunun gerçek olup olmadığını öğrenemeyiz. Belki de Urfalı Ali Nazik, onun adını duymuş ve bu yalanla yollara düşmüştür. Muhsin Bey asker arkadaşını hatırlayamaz. Ali Nazik’i def eder gönderir defalarca. Ali Nazik yılmaz. İbrahim Tatlıses onun idolüdür. Her Anadolulu gencin hayali, birgün hızla şöhreti yakalamış, oyuncu ve şarkıcıların yerinde olabilmektir. Arabesk furyası alıp başını gitmişken, sanat müziği ve folklor değerini yitirmiş, bunun yerine dinleyenleri etkisi altına alan bir tutku gündeme gelmiştir. Arabesk dönem itibariyle sinemaya, müziğe hatta sokaklara zehrini salmış, bu türde eser üreten insanlar, koşulsuz şartsız çok büyük paralar kazanır hale gelmiştir. İbrahim Tatlıses, yalnızca bir şarkıcı olarak kalmamış, yoksullar için emeksiz gelinmiş mutlu sonu olan bir hikayenin baş kahramanı olmuştur. Arabesk şarkılar söyleyen tek sanatçı o olmamasına rağmen, bir inşaat işçisi oluşu, gerçek anlamda yoksulluk sonrası sebepsiz zenginleşmenin yaratmış olduğu tüm davranış biçimlerini sergiliyor olmasıyla dikkatleri üzerine çekmiştir. Uyuşturucu kullanmayı, parayla var olmanın keyfini, cehaletin samimiyet yarattığını ve bir konu hakkında bilginiz olmasa bile yeteneğinizle bir yerlere gelebileceğinizi savunan İbrahim Tatlıses, insanlara bugünün Çiftlik Bank hayalinden ötesini vermez.

Sebepsiz zenginleşme hayali kurmak, kolaya kaçma hesapları yapmak, her zaman için insanın doğasında vardır. Filmde Ali Nazik ve Muhsin Bey albümü yapabilirlerse yapacaklarının hayalini beraber kurar. Sohbetin başında birbirleri için düşlediklerinden bahsederler. Muhsin, Ali Nazik’e zengin olursun derken, Ali Nazik Muhsin Bey için araba almaktan söz eder. Bir iki cümle sonra her biri kendisi için hayal kurmaya başlar.

Muhsin Bey Üsküdar’da bir ev almak istediğini Beyoğlu’nun keşmekeşinden yıldığını söyler. Afitap Hanım’ı düşkünler evinden kurtarmak istemektedir. Hem Sevda Hanım’a da onunla gelmesini teklif edecektir, Sevda Hanım da isterse tabi.

Ali Nazik altın bir kolye almanın, yalnızca kendisin kebap yapacak bir kebapçı satın almanın ve birçok kadınla ilişkiye girebilmenin hayalindedir. Bu hayal bize bir yerlerden tanıdık gelir. İbrahim Tatlıses’in kebapçıları, çiğköftecileri vardır. Açlıktan yılmıştır çünkü, en çok açlığı bilir, doymayı doyurmayı ister. Altın bir kolye takar. Biliriz yüzükleri, künyeler... Bu tip takılar gösterişin yanında bir yandan da hayat güvencesidir. Aslında parasını asla değerini kaybetmeyecek bir yere, mücevhere yatırır. İbrahim Tatlıses, henüz pavyonlarda çalışmaya başlamadan önce, inşaat işçisiydi. Biliriz, aileleri yoktur çoğunun, eşleri, çocukları... Belki yüreği de boştur. Ancak ünlü olur olmaz etrafında onlarca kadınla dolaşmaya başlamış, nefsini doyurma çabası içinde olmuştur.

Film Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından restore edildikten sonra düzeltilemeyen bazı sahneler çıkarılarak 1 saat 20 dakika gibi bir süreye indirilmiştir. Ben filmin çıkarılmış sahnelerinin de eklenmiş olduğu 2 saatlik bir kayıt seyrettim.

Çıkarılmış sahnelerden birinde, Muhsin Bey’in komşusu oyuncu Sönmez Yıkılmaz, en sonunda başrolde oynayacağını anlatır heyecanla Muhsin Bey’e bir yandan da koşu antrenmanı yapmaktadır. Muhsin Bey aşk filminde oynarsa hoş olacağını söylerken, Sönmez Rambo’nun uyarlamasını yaptıklarını heyecanla anlatır. Dönem itibariyle yerli konuların işlenmiyor olması yapımcıların kendilerini garanti altına almak için geliştirmiş olduğu bir yöntemdir. Dünyayı kasıp kavurmuş filmler yerli sıfatı eklenerek halka sunuluyor ve bu filmler genellikle aksiyon türünde oluyordu. Muhsin Bey’in de söylediği gibi yerli konumuz mu kalmamıştı?

Muhsin Bey, gücünün kalmadığını düşünürken bir de Ali Nazik’e yardım etmek istememektedir. Onun etkilenip, yarışmalara gitmesi, dostlarından borç istemesi ve hatta dolandırıcılık yapmasına sebep olan Ali Nazik’in temiz yüreğidir. Bir gece yıllardır kurtulamadığı diş ağrısıyla mücadele ederken, Ali Nazik yine onun kapısının önünde beklemektedir. Yağmur yağdı yağacak gök gürlerken, Muhsin dayanamaz, onu içeri almak ister. Oysa Ali Nazik yalnızca yağmur altındayken ona acıyıp içeri alacağını hesapladığı için orada beklemektedir. Köylü kurnazıdır Ali Nazik, iyi yüreklidir, saftır ama işini bilir.

O gece ilacı biter Muhsin’in. Apartmandan hiçbir komşusundan ilaç bulamazlar. Kimisi kolonya getirir, kimisi rakı. Madamın evinde Allahtan kekik yağı vardır. Dişine rakı basmaktan zil zurna sarhoş olan Muhsin Bey’i sırtlar dişçiye götürür Ali Nazik, o gecenin sabahında damda şarkı söylerken sesini de dinletmiş olur Muhsin Bey’e, hikayesini de anlatıverir. Muhsin Bey’in yüreği yumuşar, bu davanın peşinde koşmaya niyetlidir.

Tüm bu aksiliklerin üzerine bir de ezeli düşmanı Prodüktör Şakir’le iddiaya girince, gözü kararır. Şarkı yarışmalarında ve plakçılarda beğenilmeyen Ali Nazik albüm yapabilsin diye kendisi bir şarkı yarışması düzenler ve Ali Nazik’in aklına uyup, onun gibi umutla dolu fakirden fukaradan aldığı parayla albüm yapmak için niyetlenirler.

Sevda, para kutusunu almak içine eve geldiklerinde ışığı açtıkları için polis tarafından fark edilip etrafları sarılmış Muhsin ve Ali Nazik’i kurtarır. Evine alır ve polisi kapıdan gönderir.

Perişanlıklarına üzülür, Ali Nazik’e bir battaniye verir ve salondaki divana yollar. Muhsin’e onunla yatabileceğini söyler. Muhsin pişmandır. Sevda onu namuslu bir adam olduğuna ikna etmeye çalışır. “Benim ünlü bir şarkıcı olmak için her şeyi yapacağımı dünya alem biliyor. Koynuma girebilirdin. Allah biliyor ya ben de seni koynuma alırdım. Ama sen yapmadın.”

Böyle bir adamdı Muhsin Bey, kadına değer verirdi. Kadının değerini ne kadar kadın olduğuyla ölçmezdi.

Notaya, solfeje önem verirdi. Katıldıkları bir yarışmada eğitmenin Ali Nazik ve onun grubunda yarışacak olanlara yalnızca türküyü ezberlemeleri gerektiğini söylemesi üzerine çıkışmış, “İbrahim Tatlıses de bilmiyor ama bak ne biçim okuyor.” Sözü üzerine sanatçısını tuttuğu gibi oradan çıkmıştır.

Eve döndüklerinde Ali Nazik “Boşver.” Der. “Baksana İbrahim bile bilmiyormuş.” Buradaki bile, çok önemlidir. Kimi ciddiye alıp, idealize ettiğini gösterir. İbrahim Tatlıses, popülerliğinin öyle bir noktasındadır ki müzik otoritesi olup, ideali belirler hale gelmiştir.

Muhsin Bey kayıtlar sırasında Ali Nazik’in yanında olur, ancak sonrasında Sevda Hanım’a parayı emanet eder ve gidip teslim olur. Hapishanede onu ziyarete gelen yardımcısı Osman, Sevha Hanım ve Ali Nazik albümün çıktığını müjdeler ve ona bir kaset verirler. Kaseti dinlerken ilk defa hayatta bir şeyi başardığını düşünen Muhsin’in yüzünde tatmini izleriz.

Muhsin hapisten çıktıktan sonra eve gider. Ev sahibi Madam, evin yıkıldığını tüm Beyoğlu’nun bu halde olduğunu söyler. Anılar bu evlerde, şimdi molozların arasında yok olup gitmektedir. Dönemin Beyoğlu kültürünü, çaresizliği, yoksulluğu Yavuz Turgul bir sahnede yüzümüze vuruverir.

Evdeki çiçekleri de solmuştur Muhsin Bey’in. Uzun uzun konuştuğu, Türk sanat müziği plakları dinlettiği güzel çiçekler. Eskiden yerini sevip, güneşini verdin mi yettiğini söyler çiçeklere Muhsin Bey. Şimdilerde yapay gübre isterler. Potası bastın mı bir coşarlar bu çiçekler, sonra ölüverirler. Şimdiki çiçekler, sevdanın karşılığını bilmezler.

Ali Nazik, Sevda’yı kadını yapmış, tam da istediği gibi arabesk şarkılar söyleyip, pavyonda çalışır olmuştur. Muhsin’in ezeli düşmanı Şakir Sevda ve Ali Nazik’i kendisi için çalıştırmakta, üstelik Sevda’yı beğenmeyip, şarkı söylemesine engel olup, yalnız konsomasyona ikna etmekte Ali Nazik’i kullanmaktadır.

Her şeyin boşuna olduğunu gören Muhsin pavyondan çıkıp ağlamaktadır. Sevda peşinden gelir, çocuğu yanındadır. Onunla gelmek ister. Muhsin, kafasındaki peruğu çıkarırsa gelebileceğini söyler. Belli ki bu defteri tamamen kapatmak niyetindedir. Film boyunca ite kaka çalışan Muhsin’in arabası bu sahnede ilk defa tek seferde çalışmıştır.

O gece birlikte uyurlar. Muhsin düşlerinde hala Müzeyyen Senar’ın gençliğini görmektedir. Yüzünde saf, ışıltılı bir gülümseme...

Ruhunu şeytana satmayanların da başarabildiği bir dünya dileğiyle.

#100günde100filmincelemesi

Tanıtılan Yazılar
Son Paylaşımlar
Arşiv
YAZILAR
Bizi Takip Edin
  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Google+ Social Icon
  • YouTube Social  Icon
  • Pinterest Social Icon
  • Instagram Social Icon

2017 By Zeynep CAN

zxcvb