7151672
 

Modern Zamanlar: Asri hayat geçilmiyor.

Modern Zamanlar

Yazan Yöneten: Charlie Chaplin

1936 yapımı Amerikan filmi.

Filmin müziklerini de Chaplin hazırlamıştır.

Yönetmen 1914’te yarattığı Şarlo tiplemesini bu filmde de ana karakter olarak kullanmıştır.

Film 1930’larda etkisini göstermeye başlayan Büyük Buhran Dönemi’nde makineleşmenin etkisiyle ortaya çıkan işsizlik ve toplumsal sorunların bir incelemesidir.

Film gösterime girdiği yıllarda Almanya ve İtalya’da komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle yasaklandı. Bu iki ülke dışında Avrupa’da oldukça beğenildi.

Modern Zamanlar, bir buçuk milyon dolar maliyetle çekilmişken, yine komünizm propagandası yaptığı gerekçesiyle ABD’de yalnızca bir milyon dolarlık bir gişe başarısı sağlayabildi.

Chaplin’in son sessiz filmi olan Modern Zamanlar, imkansızlıklar dolayısıyla değil, tercihen sessiz çekilmişti. Yaklaşık on yıldır sesli film çekimleri gerçekleştirilebiliyordu. İlk sesli film “Caz Şarkıcısı” 1927 yılında gösterime girmişti. Chaplin, sessiz filmlerin daha fazla seyirciye ulaşabileceğine inanıyor ve bir filmin başarısını buna bağlıyordu.

Amerikan Film Enstitüsü tarafından tüm zamanların en iyi filmleri arasında 78’inci sırada gösterilen film, 1989 yılında Kongre Kütüphanesi tarafından kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli filmler arasında görülmüştür. ABD Ulusal Film Arşivi’nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir.

Türkiye’de Asri Zamanlar adıyla gösterime girmiştir. “Asri” kavramı ülkemizde 1930’lu yıllarda oldukça popülerdi. Yaprak Dökümü kitabında yine bu dönemin, Reşat Nuri Güntekin tarafından sosyal etkileri açısından incelenmiştir.

Film, bir fabrikanın montaj hattında çalışan basit bir işçi olan Şarlo, zamanla ruhsal bir çöküntü yaşamasıyla, otomatik yemek yedirme makinasında kobay olarak kullanılması süreciyle başlar. Yaşadığı şanssızlıklar dolayısıyla patronları aklını kaybettiğine kanaat getirir ve onu bir akıl hastanesine gönderir. Hastaneden çıktıktan sonra tesadüfen elinde salladığı kırmızı bir bayrak dolayısıyla komünizm propagandası yaptığı düşünülür, hapishaneye gönderilir. Toplu bir firarı engeller ve serbest bırakılır. Sokakta yaşayan babası grevde ölmüş bir kızla tanışır, onunla dost olur. Ona bakabilmek için işlere girer ve çıkar. Tekrar tekrar hapse girer. Hapiste olduğu zamanda kız dansöz olarak çalışmaya başlar. Şarlo da orada iş bulur, başarılıdır. Yetimhane yetkilileri kızı bulur, Şarlo ve kız kaçmak mecburiyetinde kalır. Yeni maceralara yelken açarlar.

Kapitalizm, insanın doğa üzerinde sağladığı tahakkümle tatmini üzerinden sermayedar menfaatini kutsar. Emek süreci neticesinde bir kullanım değeri oluşturur.

Modern Zamanlar genel itibariyle önemli bir Taylorizm eleştirisidir. Beden ve zihni birbirinden tamamen ayrı görmüş, işçilerin davranışlarını tam anlamıyla planlamış olmasına rağmen zaman kaybı ve verim düşüklüğüne engel olamamıştır. Kapitalizm, bu sürecin öncülüdür.

Emek ve sürecin örgütlenmesinin son aşaması olan Fordizmle gerçek anlamda makinalaşma sağlanmış, zaman kaybı minimize edilmiştir.

Filmde işçilerin çalışması adına konumlandırılmış bir denetim mekanizması olarak kameraları görüyoruz. Yine gözetimin güçle ilişkilendirildiği, teşhir altındaki insanın çaresizlik psikolojisi üzerinden menfaat sağlandığına şahidiz.

Bu şekilde sağlanmış üretim süreci neticesinde, kobay olarak kullanılan bir işçinin ne denli kıymetsiz görüldüğünü, sonrasında akıl hastanesine yatırılmasıyla işçi üzerinde yarattığı olumsuz sonuçları anlayabiliyoruz.

Yanlışlıkla bir eylem içinde kendisini bulan Şarlo’nun sebepsiz yere ödediği bedel, aslında adalet yoksunluğunu değil ifade özgürlüğünün kısırlığını gözler önüne serer.

Tesadüfen yemek çalarken tanıştığı bir kadının koruyucusu olması, eril gücün statüyle ilişkilendirilmemesi gerektiğini anlatır. Çiftin beraber kurduğu hayaller, insan hayatının temel gereklilikleri üzerinedir. Sıcak bir ev, güzel yemekler...

Güç dağılımına getirilmiş bir eleştiri olduğuna inanıyor, gücü kapitalle ilişkilendiriyorum.

Kapitalizmin yükselişiyle emeğe duyulan ihtiyaç günden güne azalmıştır. Şarlo kıza bakabilmek için birçok işe girer ancak tutunamaz. İnsana verilen kıymet azalmış, ekmek aslanın ağzında, çaresizlik fakirin yanıbaşındadır.

Kader üzerine mi düşünmeli yoksa itimat etmemeli mi böyle sözlere bilemiyor. Ancak alışılagelmiş Yeşilçam klişelerinin filmde yer aldığı gözden kaçmıyor. Klişe diye hor gördüklerimiz dönem insanının çaresizliğine dokunuyor.

Gözleri görmeyen güzel genç kız asla fabrikatörün kızı olmuyor. Çaresi yüz bin lira, devasız kalmışlığı yürekleri dağlıyor.

Türk sinemasında biricik evladına çaresizlik içinde şifa arayan tek bir zengin baba örneği var. Keloğlan filmindeki hükümdar.

Paranın satın alamayacağı tek şey iyiliktir. Ancak Keloğlan hiç bilmediğimiz bir ülkede hiç bilmediğimiz bir zamanda yaşar. Ait olunması muhtemel değildir.

#100günde100filmincelemesi

Tanıtılan Yazılar
Son Paylaşımlar