7151672

Dr. Strangelove: Nasıl Kaygılanmayı Bırakıp Bombayı Sevmeyi Öğrendim?

1964 yapımı bir Amerikan filmi.

Yazan ve yöneten Stanley Kubrick. Kubrick, aynı zamanda filmin yapımcılığını da üstlenmiştir.

Film Peter George’un Kırmızı Alarm kitabından uyarlanmıştır ve politik hiciv türündedir.

Henüz filmin başında seyirciyi uzun bir uyarı metni karşılar. Bu metnin, filmi sansürden sorunsuzca geçirebilmek adına kaleme alındığı açıkça bellidir. Filmin, Amerikan Ordusunu eleştirmediğini, yalnızca mizah adına kullandığını anlatır.

Film yönetmenin ikinci döneminin ilk ürünüdür. Yönetmen tamamıyla hayali bir konuyu işler. Film, ordu yönetiminin ve haber alma örgütünün yanlışları dolayısıyla, dünyanın, sebepsiz yere bir nükleer savaşın içine girmesinin hikayesidir.

Film, nükleer savaş tehdidinin insanlar üzerinde yaratmış olduğu korkuya değinirken, hiyerarşinin geri dönülmez hatalara gebe, eleştirilemez tavrını da eleştirir.

Film, 1989 yılında Kongre Kütüphanesi tarafından, kültürel tarihi ve estetik açıdan önemli filmler arasında seçilerek, ABD Ulusal Arşivi’nde muhafaza edilmektedir.

Film Amerikalı General Ripper’ın hiyerarşinin olmazsa olmazı tahakküm kuvvetini kişisel tutkuları doğrultusunda kullanmaya ilişkin planlarını harekete geçirmek üzere üstlerinden emir aldığını iddia ederek emrinde bulunan bombardıman filosunu Sovyetler Birliği’nin birçok noktasına saldırıda bulunmak için görevlendirmesiyle başlar.

İngiliz Değişim Subayı Yüzbaşı Mandrake, General Ripper’ın yalan söylediğini anlar ve onu dünyanın kaderiyle oynamayı göze aldığı bu katliamdan vazgeçirmeye çalışır.

Devlet Başkanı, durumdan haberdar olur ancak bu saldırıyı durdurmalarını sağlayacak olan kod yalnızca General Ripper tarafından bilinmektedir. Yönetimin ve ordunun ellerinin kollarının bağlandığı, gücün bir manasının olmadığını gördüğümüz o an gelir çatar. Amerika’nın bu saldırısı Sovyet Rusya’yı galeyana getirecek ve bu saldırı sonucu inisiyatife bağlı olmaksızın otomatik olarak, atom bombaları ateşlenecektir.

Askerler saldırı emrini, tatbikat zanneder, inanmaz, üstlerinden tekrar tekrar onay isterken, sürekli olarak devletlerin birbirini tehdit etmek için kullandığı bu silahtan aslında ne kadar çekinildiğini de görmüş oluruz.

ABD Başkanı, üst düzey komutanlar, bakanlar ve bir de eski Nazi bilim adamı Dr. Strangelove’dan oluşan heyetle görüşen SSCB Büyükelçisi Rusların bir Kıyamet Silahı olduğunu söyler. Bombalamayı gerçekleştirdiklerinde otomatik olarak harekete geçeceğini ve dünyayı 93 yıl kasıp kavuracak bir kıyamete neden olacağını ekler.

Burada dikkatimizi vermemiz gereken nokta kesinlikle bu silahın ateşleme sisteminin otomatik oluşudur. Daha evvel de söz ettiğimiz gibi inisiyatif almaya izin vermez. İnsan bilinci ve zayıflığı üzerine çalışmaz. Bu karşı taraf için kesin bir tehdittir. Soğuk savaşın suyu, ekmeğidir.

ABD Başkanı, SSCB Başbakanı Dimitri’yle direkt olarak iletişim kurmak ister, onu aradığında bu saldırıyı Amerika’nın planlamadığını , uçakları vurabileceklerini söyler.

İyi bir yönetici için, kıyametten kaçmak için bu kadar zayiatı göze almak daha karlıdır. Nükleer silahlar Amerika’nın gözünü bir hayli korkutmaktadır.

Dr. Strangelove nükleer silahlar kullanılırsa, yüzyıl kadar süreyle insanların yeraltında yaşaması gerektiğini söyler. Savaş sonrasında insan ırkını yeniden oluşturmak üzere bir grup seçilmiş erkek her birine onar kadın verilerek çoğaltılmalıdır.

Nazi ekolünün filmdeki karşılığı olan Strangelove, Amerikan toplumunun ortadan kalkmasıyla ilgilenmez. Sonradan ortaya çıkacak olan yeni toplumun saf ırkın özelliklerini göstermesi kaygısındadır. Bu katliam onun emellerini kolaylaştırır.

Meclise bu fikir sunulduğunda, akla gelen ilk soru, tek eşliliğe karşı bir tutum sergileniyor oluşudur. Oysa mesele bunun çok ötesindedir.

Demokrasinin doğduğu toprakları hatırlayalım. Grek toplumda özgür ve erkek olmak vatandaş olmanın şartıdır. Sonrasında köle erkekler kıymetli görülürken, özgür kadınlar bunun bir alt katmanında olacak kadar insan sayılır. Köle kadınlardan bahsetmeye bile gerek yoktur.

Nazi doktor, kadınları saf dölü yetiştirmek üzere tasarlanmış makinalar olarak görür, dolayısıyla maksimum verim sağlayabilmek adına her erkekte onar tane bulunmasının da bir sakıncası yoktur.

Üsteki askerler, General Ripper’ın emirlerine uyar üssü işgal eden diğer Amerikan askerlerine karşı savunmaya geçerler. Onları kılık değiştirmiş düşmanlar sanmaktadırlar.

Günümüze dokunduğunu hisseder gibiyiz değil mi? Bir ülkenin içinde aynı orduya mensup iki cephe oluşuverir. Birbirlerine girerler, yine birbirlerinden habersiz. Bu noktada iletişimin önemine değinmek gerekiyor. Habersiz olmanın insanı ne denli manipüle edebildiğine. Bir şeyleri eksik bilmek, yanlış bilmeye denk aslında. Okumuyorsanız, okuma yazma bilmeyenden bir farkınız da olmuyor.

Üs bir süre direndikten sonra, yeniden ABD ordusunun kontrolüne giriyor. Ripper geri çağırma kodunu vermemek için kendini öldürüyor. Yüzbaşı Mandrake, Ripper’ın not defterinden not aldığı sayfaların arka sayfalarda bıraktığı izleri karalayarak koda erişiyor.

Burada İngiliz Askeri Mandrake’nin barışçıl tutumuna da şahit oluyoruz. Bu da yine bir imaj çalışması olarak karşımızda apaçık duruyor.

Uçaklaın bir kısmı SSCB tarafından düşürülüyor kalanlar ABD tarafından geri çağrılıyor. Fakat burada yine bir iletişim kopukluğu Amerika’nın işlerine çomak sokuyor.

Bir uçağa ulaşılamıyor. Sovyetler’in vurduğu düşünülerek üzerinde durulmasa da Dimitri’yi arayan devlet başkanı dönen 30 uçağın dışında bir uçağın daha havada olduğunu Sovyetler’den öğreniyor. Amerikan ordusunun Sovyetler İstihbaratı’na karşı yaşadığı zayıflığı seyrediyoruz. Bu bir distopya mıdır Amerikan halkı adına, yoksa gerçekler mi çarpılıyor yüzlerine yüzlerine?

Sahiden uçaklardan biri yalnızca hasar almış ancak uçak komutanı Binbaşı Kong’un inisiyatifiyle, bu uçak tarafından yakındaki bir hedef bombalanmıştır. Film nükleer patlamalarla son bulur.

Her zaman anıyoruz adını. Ne diyor Francis Bacon, “ Bilgi, güçtür.” Bir toplumu cahil bırakmak isterseniz, diliyle oynayın. Birbirlerini anlamayacak hale getirin yeter. Babil Kulesi’nin kıyameti gelip çattığında, nasıl olsa insanoğlu kendisini bitirir, yer.

#100günde100filmincelemesi

Tanıtılan Yazılar
Son Paylaşımlar
Arşiv
YAZILAR
Bizi Takip Edin
  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Google+ Social Icon
  • YouTube Social  Icon
  • Pinterest Social Icon
  • Instagram Social Icon

2017 By Zeynep CAN

zxcvb