7151672
 

Anayurt Oteli: Bir Yalnızlık Senfonisi

1986 yapımı bir Türk filmidir.

Yazan ve Yöneten: Ömer Kavur

Yusuf Atılgan’ın filmle aynı adı taşıyan ikinci romanından uyarlanmıştır. Başrolleri Macit Koper ve Serra Yılmaz paylaşır. Anayurt Oteli, en iyi 10 Türk filmi arasında gösterilir.

12 Eylül Askeri Darbesi’nin sonrasındaki süreçte, sinemada, siyasal ve toplumcu filmlerin yerini bireyi inceleyen edebiyat uyarlamaları almıştı. Anayurt Oteli bu anlamda bir öncü olmakla beraber, türünün en iyi örneklerindendir. Film görüntülerindeki ustalıkla da dikkat çekmektedir. Filmin görüntü yönetmeni Orhan Oğuz’dur.

Anayurt Oteli, beklenenin aksine gösterildiği yıl en çok gişe başarısı yakalayan ikinci film olmuştur. Macit Koper, seyirciyi hayran bırakmıştır.

Film ana karakterimiz Zebercet’in bundan önceki hayatını özetlemesiyle başlar. Zebercet 1950 doğumludur. Annesinin karnından normalden erken bir zamanda çıkmış, 44 yaşında bir kadının dört düşüğünden sonra, kıymetlisi olmuş bir bebektir. Babası annesinden küçüktür. Bu dönem itibariyle hoş karşılanmaz. Aynı zamanda anne olmak için de geç kalmış bu kadın, evladının ömrünü görmeye de doyamaz. Zebercet’in sünnet olduğu yıl annesi hayatını kaybeder. Yıl 1960’tır, birkaç yıl sonra Zebercet okulu da bırakır. 1971’de askere gider ve döndükten sonra kendi tabiriyle aylak dolaşmaya başlar.

Konak babası tarafından otele dönüştürülür ve babasının 1980 yılında vefat etmesi üzerine otelin idaresini Zebercet devralır.

Zebercet, kendisini yalnız otelle var eder. Bunun dışında insanlarla ilişkileri sınırlıdır. Otel konaktan bozma olduğundan fazlasıyla küçüktür. Zebercet ve ortalık işlerini yapan kadın dışında kimse sürekli değildir orada.

Bir Perşembe günü, gecikmeli Ankara treniyle gelen bir kadının kapıyı çalmasıyla hikaye başlar. Kadın gölgesiyle Zebercet’i hayran bırakır, birkaç cümlesi kendisine aşık etmeye yeter. Kadın ertesi gün bir haftaya kalmaz yine geleceğini söyleyip, gider.

O andan itibaren Zebercet, kendisini, yalnızca o kadının dönüşü üzerine manalandırır. Bıyığını kestirir, yeni bir takım alır. Hatta o takımı daha güzel gösterecek ayakkabılar kendisine önerildiğinde, sevdiği kadını harikulade karşılamanın kaygısına düştüğünden, bir an bile tereddüt etmeden hazırlanır. Zebercet, dış dünyaya açılmaktadır.

Zebercet, gerçek bir ilişki yaşayabileceğini umduğu bu kadına, düşlerini bağlar. Günler günleri kovalar. Kadın gelmez.

Her gün kadının odasına gider, hiçbir şeyi yerinden kıpırdatmaz. Gelecektir çünkü, her şey onun bıraktığı gibi olmalıdır.

Diğer müşterileri uyandırdıktan sonra, kadının odasına gider, onunla konuştuğu üç beş cümleyi tekrarlar durur. Kadının ardında bıraktığı havluyla sevişir. Sevişirken dilinde geçici olarak otelde konaklayan öğretmen çiftin sevişmelerini dinlerken duyduğu cümle vardır.

“Nasıl seninim.”

Öğretmen çiftin sevişmesini dinlemesinden ve tereddütsüz emsal almasından, Zebercet’in o güne kadar gerçek bir ilişki yaşamadığını anlıyoruz.

Yanında çalışan odacı Zeynep’i uykusunda taciz etmenin dışında, bir kadınla ilişkisi olduğunu film boyunca görmüyoruz.

Yönetmen bize Zeynep’in zavallılığını ve saflığını tekrar tekrar göstermek ister gibi. Yer yer bize hikayesini anlatıyor kadın.

Dayısı tarafından getirilmiş otele. Her ay gelir kızın maaşına el koyar gidermiş. Otele getirdiğinde Zebercet’e kızın durumunu baştan söylemiş.

“Hep uyur bu!”

Sabah sahnelerinde ite kaka kadını uyandırdığını görürüz Zebercet’in, bir de Zeynep’in ona “Ağam” dediğini. Hizmetçilik değildir yaptığı, yalnızca karın tokluğuna çalışmak. Kabullenmek bir yandan, hiç ses çıkarmamak.

Zeynep’in ilk tacizini, öğretmen çiftin sevişmesini dinledikten sonra ilkel dürtülerine hakim olamayan Zebercet’in uykusunda saldırması olarak görüyoruz. Sahiden ilk midir, yoksa süregelen bir durum mudur anlayamıyoruz. Zira Zeynep ya gerçekten hatırlamıyor ya da bu duruma itiraz etmemesi gerektiğini düşünüyor.

İlk cehennem gecesinin sabahında, Zeynep, Zebercet’in onu sabahın köründe ite kaka uyandırmamasına şaşırıyor. “Ne oldu beyim?”

“Dün gece çok yorgundun. Dinlen istedim.”

Bu müsaade bir vicdan azabı mıdır Zebercet için? Bu durumun ilk defa gerçekleşmiş olduğuna bir işaret midir?

Zebercet karakterinin zaman zaman oteldeki kediyle de uğraştığını görürüz. Kediyi öldürürken, “unuttun galiba” der. Zebercet’in hayvanlarla ilişkiye girebildiğini düşünmeme yol açtı bu sahne. Çünkü mutfak sahnelerinde Zeynep kediyi gördüğü yerde ona sarılır, ve onu anaç bir tavırla kollar.

Zebercet müşterileri kabul etmez olmuştur, en sonunda oteli de kapatır.

Zeynep’i taciz ederken, artık gerçek bir ilişki yaşamaya duyduğu arzuyla başa çıkamayan Zebercet, Zeynep’i ona saldırırken uyuduğu için suçlamaya başlar. İlişkiye girerken kadını boğarak öldürür. Ölüm sahnesi sonrasında sevişmeye devam eden Zebercet’in nekrofili duygularının varlığından tereddüt etmeyiz.

Her gün kendisini arayan olup olmadığını soran bir müşterinin, Afrika'ya kız kaçıran ve kızını boğmuş bir adam olduğunu öğrenen Zebercet, bir katil için kaçmanın çare olmadığını düşünür.

Filmin sonunda Zebercet’i kendi beşiğini sallarken, annesinin fotoğrafının yanında görürüz. Annesi, hayran olduğu, ona tekrar otele geleceğini söyleyen kadına çok benzemektedir. Tıpkı annesi gibi, o kadın da dönmemiştir.

Film boyunca beklediğimiz sahne gelip çatmıştır. Oidipus kompleksi şüphemizi yönetmen bu fotoğrafla onaylamıştır.

Zebercet, takım elbisesini giyer, tıraşını olur. Tıpkı hayranlık duyduğu o kadını beklerken yaptığı gibi. Ancak bu defa, hazırlığı boşa çıkmaz. Her şey planladığı gibi olur, hayatına son verir.

Freud psikoseksüel gelişim dönemlerini oral, anal, fallik, latent ve genital olarak sınıflar. Kahramanımız, annesini tam 10 yaşında kaybetmiştir. Bu yaşı, latent dönem kapsar. Bu dönemde süperegonun yerini almasıyla yapısal kuramın üç elemanı tamamlanmış olur. Çocuk toplumsal kuralları öğrenir. Genellikle kendi cinsiyetinden olanlarla dostluk kurar ve oedipal dönemdeki yatırımlar geri çekilip, yerini nesne ilişkilerine bırakır.

Karakterimiz, çocukluğunun bu noktasında kilitlenip kalmış, genital döneme zihnen geçiş yapamamıştır.

Fizyolojik olarak kişi kendini iple astığında orgazma ulaşabilir. Film, bu şekilde ironik bir mutlu sonla biter.

Yusuf Atılgan, çocukluğunda babasıyla sık sık konakladığı Anavatan Oteli’nden ilham aldığını söylüyor. Anavatan Oteli’nin kurucusunun adı Zebercet, oteli onların kaldığı dönemde oğlu işletiyormuş. Otelin sahibi kitabın basıldığı yıllarda çoktan vefat etmiş, ancak otelin bulunduğu bölgenin halkı, kitapta yazılanları bildiklerini söylemişler. Bu kadar derin bir analiz, sahiden yazarın ,çocuk gözüyle şahitlik ettiği bir hikaye olabilir mi?

Ömer Kavur, filmin başarısını hikayenin gücüne bağlıyor. Öte yandan Ömer Kavur kendisinin de üç yıl kadar bir otelde gece bekçiliği yaptığını bu nedenle bu psikolojiyi anladığını söylüyor.

#100günde100filmincelemesi

Tanıtılan Yazılar
Son Paylaşımlar
Arşiv
YAZILAR
Bizi Takip Edin
  • Facebook Social Icon
  • Twitter Social Icon
  • Google+ Social Icon
  • YouTube Social  Icon
  • Pinterest Social Icon
  • Instagram Social Icon